Yağlı Güreşçinin Kaderi!..

Yağlı Güreş Ata sporu. Evet yıllar öncesinden gelen bir gelenek. Peygamber sporu. Dualı spor. Her şeyi sayabiliriz. Fakat biraz üvey evlat gibi kalmış. Aynı zamanda yağlı güreş sporcusu da aynı olayı yaşıyor.

Biz de gözlemlediğimiz kadarıyla gereken ilgi ve alaka federasyon tarafından da gösterilmemiş. Bir şeyler oluyor bir şeyler yapılıyor. Tamam destek olalım diye yola çıkılmış. Bazen ağaların, bazen belediye başkanlarının ve iş adamlarının destekleriyle buralara kadar getirilmiş.

Şöyle yapılan organizasyonlara bakıyorum da tarihi Edirne Kırkpınar da dahil. Gereken ilgi ve alaka yok. Şöyle bir baktım organizasyon yetersiz. Güreşçilerin hali çok kötü. Soyunma kabinlerinden, dinlenme alanlarına kadar bir düzen yok. Temizlik, banyo ve tuvalet olayları hiç de beklenen kadar değil.

Sadece sporcular da değil Edirne’ye bir gittik ne görelim. Parklarda arabalarda uyuyan uyuyana. Sanki bir mesire yeri gibi parklar. Evet belediye elinden geleni yapmaya çalışıyor. Temizlik ekipleri sürekli çalışıyorlar. Fakat gelen güreş severler de dahil. Temizlikten bir haber. Hiç dikkat eden yok! Yerler deki çöpler sürekli temizlik elemanları tarafından toplanmasına rağmen, gelen halk hiç dikkatli değil. Herkes çöpü yere atıyor. “Temizlik imandan gelir” deriz ama uymayız.

Kırkpınar’ın güreşçi kapısı var. Aman Allah’ım bir göreceksiniz. Eğimli yağlanmış en ufak bir dikkatsizlikte güreşçiler yaranabilir. Stada girerken bataklık oluşmuş. Güreşçilerin yorgunluktan bitap düştükleri için stadın içinde yıkandıkları yerin türlü kanalizasyon sistemi olmadığı için göl gibi olmuş, ona da toprak dökmüşler daha da berbat olmuş. Güreşçiler güreşe gelirken üstünden atlayıp geçiyorlar. Bir de burası uluslararası bir arena!..

Eskişehir’de bir yerde yine yağlı güreş düzenlemişler. Doğru düzgün soyunma kabini yok. Sporcular arabaların arasında soyunup giyiniyorlar. Haydi Başpehlivanlara biraz özen gösteriliyor. Ama diğerlerini pek öyle şansı da yok.

Hele küçük sporcuların durumu daha da kötü. Sponsoru olmadığı için kot pantolonla güreşenler bile var. Kimisinin kispeti yok pırpıt ile güreşiyor. Doğru düzgün bir düzen yok.

Alanlar nizami değil. Zemin berbat güreşçilerin yaralandığı oluyor. Çünkü saha temizliği yapılmamış. Peki burada bir güreşçi yarandığı zaman belki de bir dahaki güreşte güreşemeyecek. Sanıyorum güreşçilerin para kazandığı mevsim yaz ayları. Sürekli sağlıklı ve aktif olmaları gerekiyor.

Bir de bugün burada güreş var. Burada güreşiyorlar belki de daha terleri kurumadan ertesi gün başka bir yerde epeyce de uzakta yol yorgunu olarak tekrar güreşe gidiyorlar. Sanki insan değil de robot. Bunların bir canı var elbette. Güreşçiler yorulamaz mı? Sıcak, ter, yağ ve toz birbirine girmiş. Güreşirlerken adeta gözlerinin içi kan çanağına dönüyor. Hatta bazen görmüyorlar bile. Peçete imdatlarına yetişiyor.

Bir de ücretlerinin karşılığını alabiliyorlar mı? Hakkettikleri değerler veriliyor mu? Her şeyden önce zor bir spor dalı “yağlı güreş”. Belki de dünyanın en zor sporlarından birisi olsa gerek. Sabahtan-akşama kadar durup dinlenmeden güreşeceksin, bir de karşılığını alamazsan yazık olur.

Başpehlivanların özel bir yeri var, küçüklere bakarak. İnşallah küçük güreşçilere gereken değer veriliyordur. Çünkü onlar da bu boylarda güreşe güreşe başpehlivanlığa gelecekler. Bu nedenler bu çocukların daha çok desteklenmesi gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.